İzmir’de sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu) tedavisi yapan göz doktorlarından biri olan Doç. Dr. Berkay Akmaz, görme kaybını engellemek ve yaşam kalitesini artırmak için etkili tedavi seçenekleri sunmaktadır. Sarı nokta hastalığı, gözdeki makula bölgesinin bozulması sonucu merkezi görme kaybına yol açar ve genellikle yaşla birlikte gelişir.
Sarı nokta hastalığı tedavisi, hastalığın evresine bağlı olarak farklı yöntemlerle yapılır. Erken evrelerde, tedavi genellikle besin takviyeleri, yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaçlarla yönetilir. İleri evrelerde ise, lazer tedavisi, intravitreal enjeksiyonlar (göz içine ilaç uygulaması) veya cerrahi müdahale gibi daha gelişmiş tedavi seçenekleri kullanılabilir. Bu tedavi yöntemleri, hastalığın ilerlemesini yavaşlatır ve görme kaybını engellemeye yardımcı olur.
Tedavi sonrası süreç, hastaların durumuna bağlı olarak değişebilir. Bazı hastalar hızlı bir iyileşme gösterirken, diğerleri düzenli takip ve tedavi gerektirebilir. Doç. Dr. Berkay Akmaz, tedavi sürecinde hastalarını sürekli izleyerek, görme kaybını önlemek için en uygun çözümü sunar.
Sarı Nokta Hastalığı Tedavisi süreci, sonrası dikkat edilmesi gerekenler ve 2026 Sarı Nokta Hastalığı Tedavisi fiyatları hakkında bilgi almak için iletişime geçebilir ya da İzmir, Konak'taki kliniğimizi ziyaret edebilirsiniz.

İzmir'de Sarı Nokta Hastalığı Tedavisi yapan doktorlardan Doç. Dr. Berkay Akmaz, 1985 yılında İzmir’de doğdu. 2014-2019 yılları arasında Göz Hastalıkları uzmanı olarak Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma hastanesinde uzman hekim olarak görev yaptı. 2019 yılında Almanya’da gerçekleştirilen “Vitreoretinal Cerrahi Teknikleri Eğitimi Mini-Fellowship Programına” katıldı. 2019-2021 yılları arasında Manisa Şehir Hastanesi’nde görevine devam etti.
2021 yılında Başasistanlık sınavında başarılı olarak İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi Göz Hastalıkları Kliniğine Başasistan olarak atandı. 2021 yılında Yükseköğretim Kurulu tarafından Göz Hastalıkları ve Cerrahisi uzmanlık alanında Doçent doktor ünvanını aldı.
Sertifikalar
| Tanım | Sarı Nokta Hastalığı, retinanın merkezi kısmı olan makulanın hasar görmesiyle ortaya çıkan bir göz hastalığıdır. |
| Tipleri | İki tipi vardır: Kuru Tip (atrofik) ve Yaş Tip (neovasküler). |
| Belirtiler | Merkezi görmede bulanıklık, düz çizgilerin dalgalı görünmesi, görme alanında karanlık veya boş noktalar. |
| Risk Faktörleri | İleri yaş, ailede hastalık öyküsü, sigara kullanımı, yüksek tansiyon, obezite ve yetersiz beslenme. |
| Tanı Yöntemleri | Göz dibi muayenesi, Amsler grid testi, optik koherens tomografi (OCT), florosein anjiyografi. |
| Tedavi Seçenekleri | Kuru tip için vitamin ve mineral takviyeleri; yaş tip için anti-VEGF enjeksiyonları, lazer tedavisi, fotodinamik terapi. |
| Önleme | Sağlıklı ve dengeli beslenme, sigarayı bırakma, düzenli göz kontrolleri, UV ışınlarından korunma. |
| Beslenme Önerileri | Yeşil yapraklı sebzeler, omega-3 yağ asitleri, çinko ve antioksidan açısından zengin gıdaların tüketimi. |
| Etkilenen Yaş Grubu | Genellikle 50 yaş ve üzeri bireylerde görülür. |
| Görme Kaybı | Hastalık ilerledikçe merkezi görme kaybına yol açabilir, ancak periferal görme genellikle korunur. |
Sarı Nokta Hastalığı Nedir?
Sarı nokta hastalığı, tıpta “makula dejenerasyonu” olarak bilinen, merkezi görmeden sorumlu makula bölgesinin bozulmasıyla ortaya çıkan bir göz hastalığıdır. Genellikle 50 yaş ve üzerindeki bireylerde görülür ve zamanla görme kaybına yol açabilir. Erken teşhis ve uygun tedaviyle hastalığın ilerlemesi yavaşlatılabilir. Yaşa bağlı ve ıslak/kuru tip olmak üzere iki ana formu bulunur.
Sarı Nokta Hastalığının Nedenleri Nelerdir?
Sarı nokta hastalığının çeşitli nedenleri vardır ve bu faktörler hastalığın başlangıcında ve ilerlemesinde etkili olur. YBMD’nin başlıca nedenleri arasında yaşlanma oksidatif stres druzen birikimi genetik yatkınlık kronik inflamasyon çevresel ve yaşam tarzı faktörleri ile lipid düzensizlikleri yer alır.
YBMD için en önemli risk faktörlerinden biri yaşlanmadır. Yaş ilerledikçe retina dokusunda oksidatif stres ve kronik inflamasyonun birikmesi sonucunda makulada bozulmalar meydana gelir. Bu süreç retina pigment epiteli (RPE) ve fotoreseptör hücrelerinin işlevini yitirmesiyle bağlantılıdır.
Retinada oluşan oksidatif hasar hücresel fonksiyonları bozarak retina hücrelerine zarar verir. Yaşlanma güneş ışığına maruz kalma ve metabolik süreçler sonucu biriken reaktif oksijen türleri (ROS) retina dokusunda birikir. Bu birikim retina koruyucu mekanizmalarını zorlayarak hücre hasarını artırır.
Druzenler RPE ile Bruch zarı arasında biriken lipid ve protein kalıntılarıdır. Bu birikintiler YBMD’nin erken evrelerinde görülür ve besin taşınmasını engeller. Bu durum iltihaplanmaya ve retina hücrelerinde dejenerasyona yol açar.
Genetik yatkınlık YBMD riskini artıran faktörlerden biridir. Bağışıklık yanıtında görevli genetik varyantlar özellikle CFH genindeki mutasyonlar retinada inflamasyonu artırarak hastalığın ilerlemesine katkı sağlar.
Kronik inflamasyon YBMD gelişiminde önemli bir rol oynar. Druzen birikiminin yetersiz temizlenmesi ve bağışıklık sisteminin bozulması sonucu RPE hücreleri zarar görür. Matriks metaloproteinazlar (MMP2 ve MMP9) bu süreçte etkili olarak inflamasyonu destekler.
Sigara içmek retina dokusuna giden kan akışını azaltarak oksidatif stresi artırır. Yetersiz beslenme UV ışığına uzun süreli maruz kalma ve antioksidan eksikliği de retina sağlığını olumsuz etkileyebilir.
Retina çoklu doymamış yağ asitleri açısından zengindir. Ancak bu yağ asitlerinin düzensiz metabolizması retina hücrelerinde toksik yan ürünlerin birikmesine yol açarak hücresel işlev bozukluğuna neden olur.
Randevu al
Bilgi ve hızlı randevu almak için aşağıdaki formu doldurabilirsiniz.
* En iyi şekilde geri dönüş yapabilmemiz için tüm alanları doldurmanızı öneririz.
Sarı Nokta Hastalığı Ne Kadar Yaygındır?
Yaşa bağlı maküler dejenerasyon (YBMD) dünya çapında ciddi görme kaybının başlıca nedenlerinden biridir. Bu hastalığın yaygınlığı özellikle yaşlanan nüfusla birlikte dünya genelinde hızla artmaktadır. Şu anda yaklaşık 196 milyon insan YBMD’den etkilenmektedir ve bu sayının 2040 yılında 288 milyona ulaşması beklenmektedir. Avrupa’da yapılan çalışmalara göre 60 yaş ve üzeri bireylerin %25,3’ü erken veya orta evre YBMD’ye sahiptir. Ayrıca %2,4’ü hastalığın ileri evresinde bulunmaktadır.
- Küresel demografik değişiklikler ve nüfus yaşlanması YBMD vakalarının artışında önemli rol oynamaktadır.
- Etnik köken ve sosyoekonomik durum YBMD’nin farklı bölgelerdeki yaygınlığını etkileyen diğer önemli faktörlerdir.
Araştırmalara göre beyaz popülasyonlarda YBMD daha yaygın olarak görülmektedir. Bu oran Asya, Afrika ve Latin kökenli gruplara göre daha yüksektir. Afrika ve Doğu Akdeniz bölgelerinde de YBMD’nin yükü diğer bölgelere göre fazladır. Özellikle Amerika ve Güneydoğu Asya bölgelerine kıyasla bu bölgeler hastalığın etkilerini daha fazla hissetmektedir.
Avrupa Birliği’nde ise 2050 yılına kadar yeni geç dönem YBMD vakalarının yıllık 400.000’den 700.000’e yükselmesi beklenmektedir. Yaşlanma ve diğer demografik faktörler göz önünde bulundurulduğunda YBMD’nin küresel sağlık üzerindeki etkisinin daha da artması öngörülmektedir. Bu nedenle YBMD gelecekte dünya genelinde görme sağlığına yönelik büyük bir tehdit olarak kabul edilmektedir.
Sarı Nokta Hastalığının Oluşum Süreci Nasıldır?
Yaşa bağlı makula dejenerasyonu süreci genetik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkar. Bu hastalıkta retinanın altında biriken lipit ve protein tortuları retina pigment epiteli işlevini bozar. Zamanla bu birikimler fotoreseptör hücrelerin dejenerasyonuna ve görme kaybına yol açar. Hastalık ilerledikçe kuru tipte coğrafi atrofi ya da yaş tipte koroidal neovaskülarizasyon oluşur. Bu durum retina dokusunda skarlaşmaya neden olur. Ayrıca oksidatif stres inflamasyon ve kompleman sisteminin bozulması süreci daha da hızlandırır. Tüm bu faktörler bir araya gelerek retina hücrelerinin ölümüne katkıda bulunur ve hastalığın ileri safhalarına ulaşmasına yol açar.
Sarı Nokta Hastalığının Belirtileri Nelerdir?
Sarı nokta hastalığı belirtileri hastalığın kuru veya yaş formuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Öncelikle hastalar merkezi görmelerinde bulanıklık fark edebilir ve bu durum zamanla okuma gibi detay gerektiren işleri zorlaştırabilir. Bunun yanında düz çizgilerin dalgalı ya da bükülmüş görünmesi de oldukça yaygın bir belirtidir. Ayrıca merkezi görüşte karanlık veya boş alanlar oluşabilir ve bu durum hastaların görüş alanında kör noktalara neden olur. Diğer taraftan düşük ışık koşullarına uyum sağlama güçlüğü de sıkça yaşanan bir sorundur. Ayrıca renklerin solgun görünmesi ve canlılığını yitirmesi de belirtiler arasındadır.
Sarı Nokta Hastalığı Nasıl Teşhis Edilir?
Sarı nokta hastalığı detaylı bir dizi test ve değerlendirme ile teşhis edilir. Bu süreçte hastanın retinasını değerlendiren doktor gözde meydana gelen yapısal ve fonksiyonel değişiklikleri analiz eder. İlk olarak fundus muayenesi yapılır. Bu adım retina altındaki druzen adı verilen sarı tortuların erken evrede tespit edilmesine yardımcı olur. İlerlemiş vakalarda ise coğrafi atrofi ve koroidal neovaskülarizasyon gibi durumlar belirlenebilir. Bunun yanı sıra optik koherens tomografisi (OCT) teknolojisi kullanılarak retina kesitleri detaylı bir şekilde incelenir. OCT retina kalınlığını ve yapısal değişiklikleri belirlemekte kritik bir rol oynar.
Diğer yandan floresan anjiyografi testi özellikle ıslak YBMD vakalarında tercih edilir. Bu testte floresan boya enjekte edilerek retina altında sızdıran anormal kan damarları görüntülenir. Ayrıca Amsler Izgarası testi görsel bozulmaları tespit etmekte kullanılan basit ancak etkili bir araçtır. Hasta ızgara üzerindeki çizgilerde eğilme veya kayıp olup olmadığını bildirir. Ancak bu testin hassasiyeti sınırlıdır.
Bunun yanında tercihli hiperakuite perimetrisi (PHP) ise daha hassas bir yöntem sunar. Bu test görme alanındaki ince kaymaları tespit ederek özellikle KNV’ye dönüşme olasılığını izler. Son olarak görme keskinliği testleri hastalığın erken evrede fark edilmesine yardımcı olur. Bu testlerde hasta yakın görme keskinliğinde düşüş veya okuma güçlüğü yaşayıp yaşamadığını belirtir. Tüm bu testler birlikte değerlendirildiğinde sarı nokta hastalığının tanısı net bir şekilde koyulabilir.
Sarı Nokta Hastalığı Nasıl Tedavi Edilir?
Sarı nokta hastalığının tedavisinde hastalığın türüne bağlı olarak çeşitli yöntemler uygulanır. Islak YBMD tedavisinde yaygın kullanılan anti-VEGF tedavisi retinadaki anormal kan damarlarının büyümesini engellemek için göz içine enjeksiyon yoluyla uygulanır. Bu tedavi ranibizumab (Lucentis), aflibercept (Eylea) ve bevacizumab (Avastin) gibi ilaçları içerir ve genellikle her 4-8 haftada bir tekrarlanır. Ancak hastalar için sık enjeksiyon gereksinimi nedeniyle uzun vadede zahmetli olabilir.
Diğer bir ıslak YBMD tedavi seçeneği ise fotodinamik tedavi (PDT) yöntemidir. PDT gözdeki anormal damarları hedef alarak onları lazer ışığıyla tahrip eder. Ancak anti-VEGF tedavilerinin başarısından dolayı günümüzde daha az kullanılmaktadır. Yine de bazı hastalar için uygun bir seçenek olarak düşünülür.
Kuru YBMD için henüz kesin bir tedavi bulunmamaktadır. Bununla birlikte antioksidanlar ve mineral takviyeleri içeren AREDS formülleri hastalığın ilerleyişini yavaşlatma potansiyeline sahiptir. Besin takviyeleri özellikle çinko ve bakır gibi mineraller içeren vitamin destekleri önerilmektedir.
Öte yandan gelişmekte olan gen tedavisi çalışmaları umut verici görünmektedir. Klinik deneylerde RGX-314 gibi tedaviler anti-VEGF enjeksiyonlarına olan ihtiyacı azaltmayı hedeflemektedir. Ayrıca nanoteknoloji ve 3D biyobaskı gibi yeni teknolojiler gelecekte daha etkili tedavi seçenekleri sunabilir.
Ek olarak yaşam tarzı değişiklikleri de YBMD’nin ilerlemesini yavaşlatabilir:
- Sigarayı bırakmak
- Omega-3 yağ asitleri yönünden zengin beslenmek
- Kardiyovasküler sağlığı korumak
Sarı Nokta Hastalığının Risk Faktörleri Nelerdir?
Yaşa bağlı makula dejenerasyonu (YBMD) birçok faktörün etkisi altında gelişen karmaşık bir hastalıktır. Özellikle genetik ve çevresel etkenlerin bir araya gelmesi hastalığın başlamasına katkıda bulunur. En büyük risk faktörlerinden biri ilerleyen yaştır. Yaşla birlikte hücrelerde meydana gelen hasar YBMD’nin gelişimini hızlandırabilir. Bunun yanında genetik yatkınlık da önemli bir faktördür. Ailesinde YBMD öyküsü olan bireylerin bu hastalığı geliştirme olasılığı daha yüksektir.
Öne çıkan diğer risk faktörleri şunlardır:
- Sigara İçmek: Tütün kullanımı oksidatif stresin artmasına ve retinaya kan akışının azalmasına neden olur. Bu durum sigara içenlerde YBMD riskini önemli ölçüde artırır.
- Obezite ve Kardiyovasküler Sağlık: Özellikle karın bölgesinde aşırı yağ birikimi YBMD riskini yükseltir. Hipertansiyon ve yüksek kolesterol seviyeleri de bu riski artıran kardiyovasküler etkenler arasındadır.
- Beslenme: Lutein zeaksantin ve omega-3 yağ asitleri gibi antioksidanlardan fakir bir diyet YBMD riskini yükseltebilir. Aksine yeşil yapraklı sebzeler ve balık açısından zengin bir beslenme düzeni riski azaltabilir.
- Güneş Işığına Maruz Kalma: UV ışınlarına uzun süre maruz kalmak retinada birikmiş hasara yol açarak YBMD gelişimini tetikleyebilir.
- Irk ve Cinsiyet: Beyaz ırkta hastalık görülme oranı daha yüksektir ve kadınlar genellikle daha fazla risk altındadır.
- Çevresel Faktörler: Toksinler veya yoğun ışığa sürekli maruz kalmayı gerektiren mesleklerde YBMD gelişimi daha olasıdır.
Sarı Nokta Hastalığı Tedavisi Ne Zaman Yapılabilir?
Yaşa bağlı makula dejenerasyonu (YBMD) tedavisi hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve semptomları yönetmek için belirli kriterlere dayanır. Yaş tip YBMD’de tedavi retinanın altında yeni kan damarları oluştuğunda yani aktif neovaskülarizasyon olduğunda gereklidir. Bu durumda göze anti-VEGF tedavileri uygulanır ve bu tedavi daha fazla görme kaybını önlemeye odaklanır.
Kuru tip YBMD’de ise tedavi belirgin druzen oluşumu veya coğrafi atrofi ortaya çıktığında gereklidir. Orta aşamalarda antioksidan vitaminler özellikle AREDS formülü hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaya yardımcı olur. İleri evrede düşük görme rehabilitasyonu değerlendirilebilir ve bu tedavi görme kaybıyla başa çıkmada önemli bir destek sunar.
Sarı Nokta Hastalığı Tedavisi Ne Zaman Yapılamaz?
Sarı nokta hastalığı tedavisi bazı durumlarda uygulanamaz ve bu durumlar hastanın sağlığını etkileyebilir. Öncelikle göz enfeksiyonu geçirmiş veya aktif bir göz enfeksiyonu olan bireylerde bu tedavi enfeksiyonu kötüleştirebilir. Ayrıca ilacın herhangi bir bileşenine aşırı duyarlılığı olanlar bu tedaviden uzak durmalıdır. Sistemik sağlık sorunları da tedaviye engel teşkil eder. Özellikle kontrolsüz hipertansiyonu veya yeni bir kardiyovasküler olay geçirmiş olan bireylerde tedavi durumu daha da kötüleştirebilir. Gebelik ve emzirme döneminde anti-VEGF ajanlarının güvenliği kanıtlanmamıştır.
Sarı Nokta Hastalığı Tedavisi Sonrası İyileşme Süreci Nasıldır?
Makula dejenerasyonu tedavisi sonrasında iyileşme süreci uygulanan tedavi yöntemine hastanın genel sağlık durumuna ve ameliyat öncesi göz yapısına bağlı olarak değişiklik gösterir. İyileşme süreci boyunca görme keskinliğinde artış yaşanması mümkündür. Fakat bu iyileşme çoğunlukla birkaç ay sürebilir ve tam anlamıyla sonuç alabilmek için 12 ila 24 ay kadar uzun bir süre gerekebilir. Özellikle ameliyat öncesi retina katmanlarının sağlam olması durumunda görme iyileşmesi daha belirgin olabilir.
Görme keskinliğindeki iyileşme süresi ve derecesi şu faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterir:
- Ameliyat öncesi retina bütünlüğü
- Dekolmanın süresi ve boyutu
- Uygulanan tedaviye verilen yanıt
Ayrıca makula dekolmanı tedavisinden sonra iyileşme genellikle ameliyatın zamanlamasına bağlıdır. İlk hafta içinde yapılan onarımlar daha uzun süreli dekolmanlara kıyasla daha iyi sonuçlar gösterir. Ancak görme fonksiyonlarının tamamen iyileşmesi zamanla ve kademeli olarak ortaya çıkar. Ameliyat sonrası dönemde çeşitli komplikasyonlar yaşanabilir. Bunlar arasında göz içi basınç artışı subretinal sıvı birikimi veya parlamalar bulunur. Ancak bu komplikasyonlar genellikle birkaç ay içinde düzelir ve kalıcı görme kaybına yol açmaz.
Rehabilitasyon süreci boyunca hastanın görme değişikliklerine uyum sağlaması için görsel eğitim önemlidir. Ayrıca görme kaybı olan hastalar için büyüteçler veya diğer görme destek cihazları önerilebilir. Bu destekler özellikle kalıcı görme kaybı yaşayanlar için oldukça faydalıdır ve günlük yaşam kalitesini artırmaya yardımcı olur.
Sarı Nokta Hastalığı Nasıl Önlenir?
Yaşa bağlı maküler dejenerasyonun önlenmesi sağlıklı yaşam tarzı değişiklikleri ve beslenme düzenlemeleriyle mümkündür. İlk olarak uygun besin takviyeleri maküler dejenerasyonun ilerlemesini yavaşlatabilir. Özellikle AREDS ve AREDS2 çalışmalarında önerilen vitamin ve mineraller bu konuda etkili bulunmaktadır. Önerilen besin takviyeleri şunlardır:
- C Vitamini (500 mg) E Vitamini (400 IU) ve Çinko (80 mg): Antioksidan özellikleri sayesinde göz sağlığını destekler.
- Lutein (10 mg) ve Zeaksantin (2 mg): Zararlı ışığı emerek retinayı koruyan güçlü karotenoidlerdir.
- Bakır (2 mg): Çinko ile alındığında bakır eksikliğini önler.
- Omega-3 yağ asitleri: Balıkta bulunan bu yağ asitleri retinadaki iltihabı azaltarak hastalık riskini düşürebilir.
Beslenme düzeni de antioksidan açısından zengin olmalıdır. Bunun için özellikle koyu yeşil yapraklı sebzeler karotenoid ve antosiyanin açısından zengin meyve ve sebzeler önerilir:
- Koyu yeşil yapraklı sebzeler: Lahana ıspanak gibi lutein ve zeaksantin içerir.
- Karotenoidler ve antosiyaninler açısından zengin meyve ve sebzeler: Çilek, portakal ve biber örnek olarak verilebilir.
- Balık: Somon ve uskumru gibi yağlı balıklar Omega-3 açısından zengindir.
Ayrıca yaşam tarzı değişiklikleri göz sağlığı üzerinde büyük etkiye sahiptir. Sigaranın bırakılması kolesterol ve kan basıncının kontrol edilmesi UV ışığından korunmak düzenli egzersiz ve kilo kontrolü gibi önlemler riski azaltır. Çevresel faktörler de göz önünde bulundurulmalıdır. Hava kirliliği ve uyku apnesi gibi durumların kontrol altına alınması oksidatif stresin azalmasına yardımcı olur ve retina sağlığını korur.
Sıkça Sorulan Sorular
Sarı nokta hastalığı görme kaybına neden olabilir mi?
Evet, sarı nokta hastalığı, özellikle yaşa bağlı sarı nokta hastalığı (AMD), görme kaybının önde gelen nedenlerinden biridir. Türkiye’de, yaklaşık 1 milyon kişi bu hastalıktan etkilenmektedir. Dünya genelinde, 2020’de AMD nedeniyle 1.85 milyon kişi kör olmuş, 6.23 milyon kişi ise orta derecede veya ciddi görme kaybı yaşamaktadır. AMD’nin görülme sıklığı yaşla birlikte artar; 40-44 yaş arasında yaklaşık %2 olan bu oran, 85 yaş ve üzeri kişilerde %46.6’ya kadar çıkmaktadır. AMD’nin iki ana türü vardır: kuru (atrofik) ve yaş (neovasküler). Kuru AMD vakaların %80-90’ını oluştururken, yaş AMD daha nadir olmakla birlikte daha hızlı ve ciddi görme kaybına yol açmaktadır. Erken teşhis ve tedavi, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak ve görme kaybını engellemek açısından büyük önem taşır.
Bu hastalığın erken tanısı nasıl yapılır?
Sarı nokta hastalığının erken teşhisi, birkaç yöntemle yapılır: Düzenli göz muayeneleri, retina muayenesi sırasında drusen birikintileri ve pigment değişiklikleri gibi erken AMD belirtilerinin tespit edilmesini sağlar. Optik Koherans Tomografi (OCT), retina katmanlarını ayrıntılı bir şekilde inceleyerek yapısal değişiklikleri erken aşamada gösterir. Optik Koherans Tomografi Anjiyografi (OCTA) ise retina ve damar yapısını görüntüleyerek ıslak AMD’nin belirtisi olan damar oluşumlarını saptar. Karanlıkta uyum testi, gözün karanlık ortama uyum sağlama yeteneğini ölçerek, yapısal değişiklikler görülmeden önce fonksiyonel bozuklukları ortaya çıkarabilir. Ayrıca Amsler ızgara testi, hastaların görme bozukluklarını ve lekelerini kendilerinin fark etmelerini sağlar.
Sarı nokta hastalığında hangi tedavi yöntemleri kullanılır?
Sarı nokta hastalığının (yaşla ilişkili makula dejenerasyonu) tedavisi, hastalığın evresine ve türüne bağlı olarak değişir. Erken ve orta evrelerde yaşam tarzı değişiklikleri, sigara içmeme, kan basıncının kontrolü ve diyet değişiklikleri önerilir. Yaşla İlişkili Göz Hastalığı Çalışması (AREDS), yüksek dozda antioksidanlar ve çinko takviyelerinin, bazı bireylerde hastalığın ileri evreye geçişini %25 oranında azaltabileceğini göstermiştir. İleri evre kuru sarı nokta hastalığı için, pegsetakoplan (Syfovre) ve avasinaptad pegol (Izervay) gibi ilaçlar Amerika’da onaylanmıştır. Yaş sarı nokta hastalığında ise, intravitreal anti-vascular endothelial growth factor (anti-VEGF) ilaçları, ranibizumab, bevacizumab ve aflibercept gibi tedaviler yaygın olarak kullanılmaktadır ve bu tedaviler, birçok hastada görmeyi stabil hale getirmekte veya iyileştirmektedir. Ayrıca fotodinamik terapi ve lazer fotokoagülasyonu gibi daha az kullanılan tedavi yöntemleri de bulunmaktadır. Düzenli izleme ve erken müdahale, görme kaybını engellemek için çok önemlidir.
Beslenme sarı nokta hastalığı üzerinde nasıl bir etkide bulunur?
Sarı nokta hastalığı (AMD) üzerinde beslenme önemli bir rol oynamaktadır. AREDS (Yaşa Bağlı Göz Hastalığı Çalışması) araştırması, 500 mg C vitamini, 400 IU E vitamini, 15 mg beta-karoten, 80 mg çinko ve 2 mg bakır içeren günlük takviyenin, hastalığın ileri evreye geçişini %25 oranında azalttığını göstermiştir. AREDS2 çalışması ise, lutein ve zeaksantin eklemenin, özellikle bu besinleri düşük miktarda alan bireylerde, AMD ilerlemesini %25 oranında azalttığını ortaya koymuştur. Ayrıca omega-3 yağ asitleri açısından zengin bir diyeti, özellikle balık tüketiminin erken AMD riskini %20, ileri AMD riskini ise %40 oranında azalttığı bulunmuştur. Yüksek glisemik indekse sahip besinlerin tüketimi ise AMD riskini artırmaktadır. Yetersiz B6, B12 ve folik asit seviyeleri, yüksek homosistein seviyeleriyle ilişkilendirilmiş olup, bu vitaminlerin yeterli alımının koruyucu olabileceği düşünülmektedir.
Sarı nokta hastalığı genetik midir?
Sarı nokta hastalığı (yaşla ilişkili maküler dejenerasyon), genetik ve çevresel faktörlerin birleşimiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Genetik yatkınlık önemli bir rol oynar, çünkü bu hastalığı taşıyan bireylerin kardeşlerinde, genel popülasyona göre üç ila altı kat daha yüksek risk görülmektedir. Yapılan genetik çalışmalar, maküler dejenerasyon riskiyle ilişkili 30’dan fazla gen tespit edilmiştir. Özellikle kromozom 1’de bulunan kompleman faktör H (CFH) geni ve kromozom 10’da yer alan HTRA1/ARMS2 genindeki varyasyonlar bu hastalıkla ilişkilidir. Bu genetik faktörler, sigara içme ve beslenme alışkanlıkları gibi çevresel etmenlerle birleşerek hastalığın gelişimine ve ilerlemesine katkıda bulunur.
Sarı Nokta Hastalığı Tedavisi için Hangi Doktora Gidilir?
Sarı Nokta Hastalığı Tedavisi Ne Kadar Sürer?
Sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu) tedavi süresi, uygulanan yönteme göre değişiklik gösterir. En sık kullanılan tedavi, göz içine uygulanan anti-VEGF enjeksiyonlardır ve bu işlem her seferinde yaklaşık 10-15 dakika sürer. Tedavi genellikle aylık enjeksiyonlar şeklinde birkaç ay veya uzun süreli olarak devam eder. Lazer tedavisi veya fotodinamik terapi gibi diğer yöntemler de benzer sürede tamamlanabilir.
Sarı Nokta Hastalığı İçin Hangi Bölüm Veya Doktora Gidilir?
Sarı nokta hastalığı (makula dejenerasyonu) için Göz Hastalıkları (Oftalmoloji) bölümüne başvurulmalıdır. Retina hastalıkları konusunda uzmanlaşmış bir göz doktoru (retina uzmanı) tarafından detaylı muayene ve tedavi planı yapılmalıdır.


























