İçindekiler:
- Göz Kuruluğu Nasıl Gelişir?
- Göz Kuruluğu Neden Oluşur?
- Göz Kuruluğu Hangi Belirtileri Verir?
- Günlük Alışkanlıklar Nasıl Düzenlenmeli?
- Ekran Kullanımında Nelere Dikkat Edilmeli?
- Suni Gözyaşı Damlaları Nasıl Kullanılır?
- Beslenme ve Su Tüketimi Etkili mi?
- Kontakt Lens Kullanımı Kuruluğu Artırır mı?
- Ilık Kompres ve Göz Kapağı Bakımı
- Göz Kuruluğu Nasıl Teşhis Edilir?
- Hangi Durumlarda İleri Tedavi Gerekir?
- Göz Kuruluğu Tedavi Edilmezse Ne Olur?
- Ne Zaman Muayene Gerekir?
Göz kuruluğu, göz yüzeyini koruyan gözyaşı filminin dengesinin bozulmasıyla ortaya çıkan çok faktörlü bir göz yüzeyi hastalığıdır. Gözyaşının yeterli miktarda üretilememesi, normalden hızlı buharlaşması veya içeriğinin göz yüzeyini yeterince koruyamaması bu duruma yol açabilir. Yanma, batma, kızarıklık, yabancı cisim hissi ve geçici bulanık görme sık karşılaşılan belirtiler arasındadır. Göz kuruluğuna ne iyi gelir sorusunun yanıtı, kuruluğun nedenine ve göz yüzeyindeki değişikliklere göre farklılık gösterir. Bazı kişilerde ekran kullanımının düzenlenmesi ve suni gözyaşı damlaları yeterli olabilirken bazı durumlarda göz kapağı hastalıklarının, kullanılan ilaçların veya sistemik rahatsızlıkların değerlendirilmesi gerekir.
Araştırmalarda göz kuruluğunun görülme sıklığı, kullanılan tanım ve tanı yöntemlerine göre yaklaşık %5 ile %50 arasında değişmektedir. Bu geniş aralık, tek bir belirti veya test sonucuyla bütün hastalarda aynı değerlendirme yapılamayacağını gösterir. Belirtilerin şiddeti ile muayene bulguları her zaman aynı düzeyde olmayabilir. Bu nedenle tanı ve tedavi planı, kişinin yakınmaları ile gözyaşı ve göz yüzeyi bulguları birlikte değerlendirilerek oluşturulur.
Göz Kuruluğu Nasıl Gelişir?
Sağlıklı bir gözyaşı filmi, kornea ve konjonktivanın nemli kalmasına, göz yüzeyinin dış etkenlerden korunmasına ve görmenin netliğini sürdürmesine yardımcı olur. Klasik anlatımda gözyaşı filmi yağ, su ve müsin bileşenleri üzerinden değerlendirilir. Göz kapağı kenarındaki meibomian bezlerinin ürettiği yağ bileşeni buharlaşmayı sınırlar, su bileşeni göz yüzeyini nemlendirir, müsin bileşeni ise gözyaşının yüzeye dengeli biçimde yayılmasına katkıda bulunur. Bu bileşenlerden birindeki bozulma, gözyaşı filminin kararlılığını etkileyebilir.
Gözyaşı azaldığında veya hızlı buharlaştığında gözyaşının yoğunluğu artabilir ve göz yüzeyinde iltihabi bir süreç gelişebilir. Bu süreç kornea ve konjonktiva hücrelerini, gözyaşı bezlerini ve göz yüzeyindeki sinirleri etkileyebilir. Böylece gözyaşı kararsızlığı, tahriş ve iltihaplanmanın birbirini beslediği bir döngü oluşabilir. Bazı kişilerde belirgin şikayetlere rağmen yüzey hasarı sınırlıyken bazı kişilerde daha hafif yakınmalara karşın muayenede göz yüzeyi değişiklikleri saptanabilir.
Göz Kuruluğu Neden Oluşur?
Göz kuruluğu temel olarak gözyaşı üretiminin azalması ve gözyaşının hızlı buharlaşması şeklinde iki ana mekanizmayla gelişir. Bazı kişilerde bu iki mekanizma birlikte bulunabilir. Gözyaşı üretimindeki azalma yaşlanma, gözyaşı bezlerini etkileyen hastalıklar veya bazı ilaçlarla ilişkili olabilir. Buharlaşmaya bağlı göz kuruluğunda ise meibomian bezlerinin işlev bozukluğu sık karşılaşılan nedenlerden biridir.
Uzun süre ekran karşısında çalışmak göz kırpma sıklığını ve göz kırpmanın tamamlanmasını azaltabilir. Klimalı ortamlar, düşük nem, rüzgar ve sigara dumanı da gözyaşının daha hızlı buharlaşmasına neden olabilir. Kontakt lens kullanımı, göz kapaklarının tam kapanmaması, blefarit ve göz kapağı yapısındaki bazı sorunlar tabloya katkıda bulunabilir. İleri yaş, hormonal değişiklikler, tiroit hastalıkları, diyabet, romatizmal ve otoimmün hastalıklar da değerlendirilmesi gereken risk faktörleri arasındadır.
Sjögren sendromu gibi otoimmün hastalıklarda göz kuruluğuna ağız kuruluğu gibi başka belirtiler eşlik edebilir. Alerji ilaçları, bazı psikiyatri ilaçları, idrar söktürücüler ve belirli tansiyon ilaçları gözyaşı üretimini etkileyebilir. Ancak ilaçların etkisi ve kişisel riskler farklılık gösterir. Kuruluğa katkıda bulunduğu düşünülen bir ilaç, tedaviyi düzenleyen hekime danışılmadan bırakılmamalı veya dozu değiştirilmemelidir.
Göz Kuruluğu Hangi Belirtileri Verir?
Göz kuruluğunda en sık görülen yakınmalar yanma, batma ve gözde kum varmış gibi hissetmedir. Kızarıklık, ışığa hassasiyet, göz yorgunluğu ve gün içinde değişen bulanık görme de tabloya eşlik edebilir. Bulanıklığın göz kırptıktan sonra geçici olarak azalması, gözyaşı filminin kararsızlığıyla ilişkili olabilir. Şikayetler ekran kullanımı uzadığında, rüzgarlı veya klimalı ortamlarda ve günün ilerleyen saatlerinde belirginleşebilir.
Bazı kişiler gözlerinin kurumasına rağmen sulandığını fark edebilir. Bu durum, göz yüzeyindeki tahrişe karşı gelişen refleks gözyaşı üretimiyle ilişkili olabilir. Üretilen sıvının miktarı artsa bile gözyaşı filminin yağ ve müsin bileşenleri yeterli değilse gözyaşı yüzeyde dengeli biçimde kalamayabilir. Bu nedenle sulanma, göz yüzeyinin her zaman yeterince nemlendiği anlamına gelmez.
Günlük Alışkanlıklar Nasıl Düzenlenmeli?
Göz kuruluğunu azaltmaya yönelik ilk adımlardan biri, şikayetleri artıran çevresel etkenleri belirlemektir. Klima, fan veya ısıtıcıların doğrudan yüze yönelmesi önlenebilir ve çalışma ortamının nemi uygun düzeyde tutulabilir. Rüzgarlı havalarda gözü çevreleyen koruyucu gözlüklerden yararlanılması, gözyaşının buharlaşmasını sınırlamaya yardımcı olabilir. Sigara ve sigara dumanından uzak durmak da göz yüzeyindeki tahrişin azaltılmasını destekler.
Bu düzenlemeler destekleyici niteliktedir ve devam eden şikayetlerde muayenenin yerini tutmaz. Gözleri sık ovalamak tahrişi artırabileceği için bu alışkanlıktan kaçınılmalıdır. Uyku düzeni ve yeterli sıvı tüketimi genel sağlık açısından önemlidir, ancak tek başına göz kuruluğunu ortadan kaldırmaz. Bitkisel karışımların, çayların veya farklı maddelerin doğrudan göze uygulanması tahriş, alerji ve enfeksiyon riski oluşturabileceğinden uygun değildir.
Ekran Kullanımında Nelere Dikkat Edilmeli?
Uzun süre bilgisayar, telefon veya tablet ekranına bakmak göz kırpma sayısını azaltabilir. Bu durumda göz yüzeyi daha uzun süre açık kaldığı için kuruluk yakınmaları artabilir. 20-20-20 kuralı, her 20 dakikada bir, 20 saniye boyunca yaklaşık 6 metre uzaktaki bir noktaya bakılmasını ifade eder. Bu yaklaşım tedavi yerine geçmez, ancak düzenli mola vermeyi hatırlatan pratik bir yöntemdir.
Molalar sırasında gözlerin birkaç kez bilinçli ve tam şekilde kırpılması gözyaşının yüzeye yayılmasına yardımcı olabilir. Ekran parlaklığının ortam ışığına göre ayarlanması ve yansımaların azaltılması görsel konforu destekler. Ekranın göz hizasının biraz altında bulunması, göz kapakları arasındaki açıklığı azaltarak göz yüzeyinin daha az açıkta kalmasına katkı sağlayabilir. Ekran kullanımına rağmen devam eden batma, kızarıklık veya bulanıklık varsa yalnızca ekran düzenlemesiyle yetinilmemelidir.
Suni Gözyaşı Damlaları Nasıl Kullanılır?
Suni gözyaşı damlaları, göz yüzeyinin nemlenmesini desteklemek ve kuruluk hissini hafifletmek amacıyla kullanılan temel seçenekler arasındadır. Ürünlerin içeriği, yoğunluğu ve etki süresi farklılık gösterebilir. Hafif şikayetlerde daha akışkan damlalar yeterli olabilirken bazı kişilerde yoğun jeller, gece kullanılan pomatlar veya yağ bileşeni içeren ürünler değerlendirilebilir. Yoğun ürünler kullanıldıktan sonra geçici görme bulanıklığı oluşabileceği için kullanım zamanı kişisel ihtiyaçlara göre belirlenmelidir.
Sık damla kullanması gereken veya göz yüzeyi hassas olan kişilerde koruyucu madde içermeyen seçenekler değerlendirilebilir. Bununla birlikte koruyucu maddeli bütün ürünlerin her hasta için zararlı olduğu söylenemez. Her ürün her kişide aynı etkiyi göstermediğinden seçim, gözyaşı eksikliğinin türü ve muayene bulgularına göre yapılmalıdır. Kortizon veya bağışıklık yanıtını düzenleyen reçeteli göz damlaları, göz içi basıncı artışı ve enfeksiyon gibi riskler nedeniyle hekim kontrolü olmadan kullanılmamalıdır.
Beslenme ve Su Tüketimi Etkili mi?
Yeterli sıvı tüketimi vücudun genel su dengesinin korunmasına yardımcı olur, ancak daha fazla su içmek her göz kuruluğu sorununu tek başına çözmez. Somon, sardalya ve uskumru gibi balıklar ile ceviz, keten tohumu ve chia tohumu omega-3 yağ asitleri içeren besinler arasındadır. Dengeli beslenme genel sağlık açısından destekleyicidir, ancak belirli bir besinin göz kuruluğunu tedavi ettiği söylenemez. Orta ve şiddetli göz kuruluğu bulunan 535 kişiyle yapılan kontrollü bir araştırmada, 12 ay boyunca günlük 3.000 mg omega-3 takviyesi plasebodan daha iyi sonuç göstermemiştir.
Bu sonuç, omega-3 içeren besinlerin tüketilmemesi gerektiği anlamına gelmez. Ancak takviyelerin her kişide göz kuruluğunu azaltacağı yönünde kesin bir beklenti oluşturulmamalıdır. Omega-3 takviyesi düşünülüyorsa kullanılan ilaçlar, kanama riski ve mevcut hastalıklar dikkate alınmalıdır. Takviye seçimi ve dozu kişisel değerlendirmeye göre belirlenmelidir.
Kontakt Lens Kullanımı Kuruluğu Artırır mı?
Kontakt lensler bazı kişilerde gözyaşı filminin dengesini etkileyerek kuruluk hissini artırabilir. Özellikle uzun süreli kullanımda batma, kızarıklık, bulanık görme ve gün sonunda rahatsızlık daha belirgin hale gelebilir. Lensin materyaline, kullanım süresine, değiştirme planına ve temizliğine dikkat edilmesi önemlidir. Göz kuruluğu bulunan kişilerde uygun lens türünün seçilmesi veya kullanım süresinin azaltılması gerekebilir.
Şikayetler arttığında lens kullanımına geçici olarak ara verilmesi değerlendirilebilir. Lens solüsyonları da bazı kişilerde göz yüzeyini tahriş edebilir. Kontakt lens kullanırken belirgin ağrı, yoğun kızarıklık, ışığa hassasiyet, akıntı veya görme azalması gelişmesi enfeksiyon gibi daha ciddi bir soruna işaret edebilir. Bu belirtilerde lens çıkarılmalı ve değerlendirme geciktirilmemelidir.
Ilık Kompres ve Göz Kapağı Bakımı
Göz kapağı kenarındaki meibomian bezlerinin işlevi bozulduğunda gözyaşı daha hızlı buharlaşabilir. Uygun sıcaklıktaki ılık kompres, bazı kişilerde yoğunlaşmış yağ salgısının yumuşamasına yardımcı olabilir. Ardından önerilen şekilde yapılan hafif kapak masajı ve kirpik dibi temizliği, bez salgısının dışarı çıkmasını destekleyebilir. Uygulama sırasında göz kapağına aşırı baskı yapılmamalı ve ciltte yanığa neden olabilecek sıcaklıklardan kaçınılmalıdır.
Blefarit eşlik ettiğinde göz kapağı hijyeni tedavi planında daha önemli hale gelebilir. Ancak her kişiye aynı temizlik ürünü, kompres süresi veya uygulama sıklığı önerilmez. Kullanılan malzemenin temiz olması ve göz çevresini tahriş etmemesi gerekir. Göz kapağı bakımı, gerekli durumlarda damlaların veya diğer tedavilerin yerine değil, tedavi planının bir parçası olarak uygulanır.
Göz Kuruluğu Nasıl Teşhis Edilir?
Tanıda kişinin şikayetleri, sağlık geçmişi, ekran ve kontakt lens alışkanlıkları, kullanılan ilaçlar ve göz yüzeyi muayenesi birlikte değerlendirilir. Belirtilerin günlük yaşama etkisini standart biçimde ölçmek için 12 sorudan oluşan OSDI gibi anketlerden yararlanılabilir. Ancak bir anket sonucu veya tek bir test göz kuruluğu tanısını kesinleştirmek için yeterli değildir. Göz kuruluğu testleri, gözyaşı miktarı, gözyaşı filminin kararlılığı, göz yüzeyindeki hasar ve göz kapağı yağ bezleri hakkında birbirini tamamlayan bilgiler sağlar.
Schirmer testinde alt göz kapağına yerleştirilen özel bir kağıt şeridin 5 dakika içinde ne kadar ıslandığı ölçülür. Test anestezili veya anestezisiz yapılabilir ve sonuçlar uygulanan yönteme göre farklı anlam taşır. Gözyaşı kırılma zamanı testinde ise göz kırpmadan sonra gözyaşı filminde ilk kuru alanın ne kadar sürede oluştuğu değerlendirilir. Floresan boya kullanılan TBUT ile boya kullanılmadan cihazla ölçülen NIBUT sonuçları aynı referanslarla yorumlanmamalıdır.
Kornea ve konjonktivadaki yüzey hasarı, floresan veya lissamin yeşili gibi boyalarla incelenebilir. Meibografi, göz kapağının içindeki meibomian bezlerinin yapısını görüntüler, ancak bezlerin işlevi ayrıca kapak muayenesi ve salgının niteliğiyle değerlendirilir. Gözyaşı osmolaritesi gözyaşındaki çözünmüş maddelerin yoğunluğu hakkında sayısal bilgi sağlayabilir. Test eşikleri kullanılan yöntem, cihaz ve klinik tabloya göre değişebildiği için sonuçlar tek başına değil, belirtiler ve diğer muayene bulgularıyla birlikte yorumlanır.
Hangi Durumlarda İleri Tedavi Gerekir?
Yaşam tarzı düzenlemeleri, suni gözyaşı damlaları ve göz kapağı bakımı bazı kişilerde yeterli olmayabilir. Göz yüzeyinde belirgin iltihaplanma varsa reçeteli iltihap baskılayıcı damlalar değerlendirilebilir. Meibomian bezi işlev bozukluğu bulunan seçilmiş kişilerde kontrollü ısı uygulayan sistemler veya yoğun atımlı ışık gibi cihaz destekli yöntemlerden yararlanılabilir. Bu uygulamaların uygunluğu cilt özellikleri, göz kapağı yapısı ve muayene bulgularına göre belirlenir.
Gözyaşı üretiminin azaldığı bazı kişilerde gözyaşı kanalı tıkaçları mevcut gözyaşının yüzeyde daha uzun süre kalmasına yardımcı olabilir. Tıkaçlar geçici veya daha uzun süreli kullanım için tasarlanabilir, ancak her hastada gerekli değildir. İşlem sonrasında aşırı sulanma, tıkacın yerinden çıkması, tahriş veya seyrek olarak enfeksiyon görülebilir. Aktif göz yüzeyi iltihabı veya enfeksiyon şüphesinde uygulama öncesinde bu durumun değerlendirilmesi gerekir.
Standart tedavilere yeterli yanıt vermeyen ve belirgin göz yüzeyi hasarı bulunan seçilmiş kişilerde, hastanın kendi kanından hazırlanan otolog serum damlaları veya göz yüzeyini koruyan özel kontakt lensler değerlendirilebilir. İyileşmeyen kornea hasarı bulunan bazı durumlarda biyolojik doku uygulamaları gündeme gelebilir. Bu yöntemlerin tamamı ileri değerlendirme ve düzenli takip gerektirir. Tedavinin amacı her kişide kuruluğu tamamen ortadan kaldırmak değil, belirtileri kontrol etmek ve göz yüzeyini korumaktır.
Göz Kuruluğu Tedavi Edilmezse Ne Olur?
Kontrol altına alınmayan göz kuruluğunda yanma, batma, ışığa hassasiyet ve görmede dalgalanma devam edebilir. Ekran kullanımı, okuma, araç kullanma ve kontakt lens kullanımı daha rahatsız edici hale gelebilir. Bazı kişilerde kornea yüzeyinde küçük hasar alanları oluşabilir. Şiddetli ve özellikle otoimmün hastalıklarla ilişkili olgularda enfeksiyon, kornea yarası veya görmeyi etkileyebilen daha ciddi yüzey sorunları gelişebilir.
Her göz kuruluğu vakasının ilerleyerek kalıcı hasara yol açması beklenmez. Hastalığın seyri, altta yatan nedene, göz yüzeyindeki etkilenmeye ve uygulanan tedaviye göre değişir. Çevresel düzenlemeler ve uygun tedaviyle birçok kişide belirtiler kontrol altına alınabilir. Düzenli takip, gözyaşı dengesindeki ve kornea yüzeyindeki değişikliklerin değerlendirilmesini sağlar.
Ne Zaman Muayene Gerekir?
Günler veya haftalar boyunca devam eden yanma, batma, kızarıklık ve bulanıklık şikayetleri değerlendirilmelidir. Görme kalitesinde belirgin azalma, artan ağrı, yoğun ışık hassasiyeti veya akıntı varsa muayene geciktirilmemelidir. Kontakt lens kullanan kişilerde ani başlayan ağrı ve kızarıklık daha ciddi bir göz yüzeyi sorununa işaret edebilir. Şiddetli ağrı, ani görme kaybı veya hızlı gelişen görme değişikliği durumunda aynı gün değerlendirme gerekir.
Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Tanı ve tedavi için göz hastalıkları uzmanının muayenesi ve kişisel değerlendirmesi gereklidir.












































